24.01.2009

Ağlatma Gelem

Oğuz Aksaç ile tanışıklığım "Ağlatma Gelem" türküsü ile başladı. Bu türküyü ilk duyduğumda bende bıraktığı iz yüzünden sanatçının diğer eserlerini de dinleme isteği karşı koyamayacağım bir duygu oluştu. Ardından "Adıyaman" türküsünü dinledim ki işte bittiğim an o andır. O gündür bu gündür fanatik derecesinde Oğuz Aksaç hayranıyımdır. Nerede ve hangi ortamda olursam olayım onun sesini tereddütsüz hemen tanırım. Türküleri söylemiyor sanki türküdeki duyguyu yaşayıp, yaşatıyor. İnanılmaz güzel ses rengine sahip. Dinledikçe dinleyesi geliyor insanın ve bir süre sonra bakıyorsunuz ki içinize nakış gibi işlemiş.

1974′te Erzincan Tercan'da doğmuş daha sonra ailece Ankara'ya göç etmişler. Varoşlarda büyüyen bir çocukluk dönemi geçirmiş. Para kazanmaya boya sandığı, simit tezgahı, mobilyacılık ve dükkanlarda çıraklık yaparak adımını atmış.

Sonra bir ara dansçılık ve halkevlerinde bağlama öğretmenliği yapmış. Liseyi tamamladıktan sonra küçüklüğünden beri tek yangını olan bağlamaya bağlanmış. Dansçılık, bağlama, gitar, dilsiz kaval, klarnet, batari derken çeşitli gruplar ile çalışmış her geçen gün yeni hayran kitlelerine sahip olmuştur.

Ankara'da Halkevlerinde bağlama eğitmenliği yaptığı yıllarda Mustafa Özarslan'la tanışmış. Mustafa Özarslan ve Kemal Ozarslan'la birlikte Ankara'da Ütopya Bar'da program yapmaya başlayan Oğuz Aksaç, grupta gitar, ritm çalgılar ve kaval çalmış. Bar programlarında beğenilen ve giderek yeni elemanların katıldığı grup için bir arkadaşlarının "Çığ gibi büyüyorsunuz" sözleri üzerine kendilerine "Grup Çığ" adını vermişler. Grup Çığ, 1998′de "Çığ Türküleri" adlı ilk albümünü sevenleri ile paylaşmıştır. Grup Çığ, "Yayla Çiçeği", "Nida", "Mevsim" albümlerini çıkarırken solistleri Mustafa Özarslan ve Oğuz Aksaç, grup dışında da kendi müzikal kimliklerini göstermek istediklerinden gerekli hazırlıklar sonrasında kendi solo albümlerini çıkarmışlardır.

Grup Çığ'ın "eski" solistlerinden Oğuz Aksaç ilk solo albümü Oğuzname‘yi Oğuzname Dalgalar albümü takip etmiştir.

Türkülerimizin ayrı bir yeri vardır. Yaşanmışlıkların hikayesidir. Yanmışların yanık bağrından koparak yangınını duyurma şeklidir. Bir başkadır bizim türkülerimiz. Buram buram Anadolu kokar. Aşk, sevda, ayrılık, hüzün, hasret kokar. Bu kokularda kendinizden bir parça bulursunuz. Türkülere müptela oluşum bundandır.

Oğuz Aksaç, türkülere kattığı yorum ve türküleri işleyişi, bunun yanında sahnedeki duruşu ile beni mest eden bir sanatçıdır. Türkiye'deki en iyi Türk Halk Müziği Sanatçılarından biridir. Türküler güzeldir ama bu türküleri Oğuz Aksaç yorumu ile dinlemek eşsiz bir güzelliktir. Türküyü sadece dinlemek değil aynı zamanda yaşamak istiyorum diyorsanız mutlaka Oğuz Aksaç'ın yorumunu dinlemelisiniz.

Baskın Yetenek

Doğuştan bir çok yeteneklere sahip olarak doğarız.Yaşam içinde bu yeteneklerimizden hangisinin baskın olduğunu anlamamız bazen uzun zaman alır. Bunun bir çok örneğini kendim yaşadığım için önünüze gelen bir işe asla ben bunu yapamam dememeli kendimize bir fırsat vermeliyiz.Yeteneklerimize ket vurmamalıyız, keşfetmek için cesaretli olmalıyız.

Örneğin bir program için sunucu gereklidir, bir öğrenciyi bu işi yapabilir diye seçtiğinizde çocuğun ilk tepkisi "ben daha önce hiç yapmadım beceremem, başkası yapsa olmaz mı?" olur. Çünkü ben böyle cevap vermiştim. Biraz sohbet ederek onu cesaretlendirdiğinizde ortaya çıkan sonuca kendisi bile şaşırır ve o öğrenci okuldan mezun olana kadar her programda sunuculuk görevini severek yapar. İlk tepki sonrası madem sen böyle düşünüyorsun başkasını seçelim demiş olsaydınız belki de o çocuğun içindeki baskın yeteneği olan "hitabet sanatı" uzunca bir süre daha köşede kalacaktı.Örnekler çoğaltılabilir. Kendinize fırsat verin baskın yeteneklerinizi bastırmayın.

Kendimin bile farkında olmadığım bu yeteneğimi keşfeden öğretmenime sonsuz teşekkür ediyorum. Bana gereken cesareti vermemiş olsaydı ya da benim ilk başta verdiğim olumsuz cevabımı ciddiye alsaydı bu yeteneğimden hala haberim olmayabilirdi.

Bu olay sadece o an yapmam gereken görevimle de sınırlı kalmadı. Öğretmenimden aldığım cesaret ile başka işlerime de hep cesaret verdi. Cesaret çok değerli bunu bana öğreten dünyanın en cesaretli öğretmenim bilmem şimdiye kadar kaç öğrenciye cesaret verdi?

Zeytin

Ben Yanmasam, Sen Yanmasan, Biz Yanmasak Nasıl Çıkar Karanlıklar Aydınlığa?





Ülkem ekonomik krizde tıpkı dünya gibi, işsizlik can almakta, gençler intihar eşeğinde dolanmaktadır. Alım gücü kalmayan insanlar,çocuklarını ihtiyaçlarından mahrum kalmasın diye kuru ekmek toplamak zorundadır. İşkenceden ölen gençlerimiz var. İdeolojik kıyımlar, ben daha güçlüyüm yaptırımları ile canından bezenler için son damla taşmak üzere pusuda bekliyor. Vatanımın bir yerlerinde bir şeyler oluyor. Dokuz saat süren bir çatışmaya Antalya'dan kargo uçağı yollasan bile yetişirken, yetişebilen olmuyor.

Ülkemi yöneten partiler koltuk sevdasına düşmüş.Yerinden kaldırabilene aşk olsun! Medya işi gücü bırakmış Hükümetle uğraşıyor ama amacı bizi aydınlatmak değil. Başka amaçlara hizmet ediyor. Kapatma davası diye aylarca ortalığı bulandırdılar be arada Hükümet görevine bakamadı davanın derdine düştü. Bu süreç yine vatandaşa yüktü.

Yanma zamanıdır şimdi!

Sevdiğim şair Nazım Hikmet Ran ve en sevdiğim şiirinin vurucu sözleri geldi aklıma ve başlık yaptım. Birileri elini taşın altına koymalı, yanmalı. Yanarak çıkılıyorsa aydınlığa gerektiğinde hepimiz yanmalıyız. Ben yanmayayım da yerime başkası yansın ama onun yanması sonucu oluşan durumdan ben faydalanayım düşüncesi ile yaşamak bünyeye zarar. Asalakça yaşamaktansa, mertçe yaşamayı tercih edecek erdeme sahip olan bireylerin çokluğu ile ilerledik Bundan sonra bir ilerleme göstereceksek de yine bu çokluk sayesinde olabilir.

Yapılan haksızlık bana değil nasıl olsa diye düşünerek olayları kenardan izlemeyi tercih edenler bir gün gelir ve ona benzer bir olaya düştüklerinde başkaları tarafından kenardan izlenirler. Korkmayacaksın doğruyu söylemekten, eğilmeyeceksin minnetten. Bu hayatı ya adam gibi ya da paçavra gibi yaşama tercihini doğru yapacak ve sonrasında şikayet etmeyeceksin.

Güçlü olan güçsüzü eziyor ise senin de bunda suçun var bileceksin. Arkası olan değil, haklı olan kazanmalı her zaman. Sanma sana gelmez, sanma sana değmez. Günle birlikte dönen devran seni de içine alıp yola getirir. Dik durmayı ya bileceksin ya da öğreneceksin. Cesaretini yitiren insan her şeyini yitirmiş demektir. Yitik misin, yitmek üzere misin?

Söyle bana sen nesin?

23.01.2009

Paralarımız

Harçlıklarım ve harçlıklarımı harcadığım yerler. Her banknotta çocukluğuma dair güzel anılarım var. Bakkal Raşit Amca paralarımda gözü vardı. Dükkanına benim ilgimi çekecek ne varsa getirirdi. Biriktiremezdim harcardım. Nur içinde yatsın çok paramı yemiştir.

Ablam ise para biriktirme konusunda çok becerikliydi. O biriktirir ben harcardım. O kadar eski paralar var ki elinde, benim çocukluğumun yetişmediği delikli paralar bile ablamda mevcut. Ne paralar geldi geçti elimizden, sıfırlarını bile atarak yola devam ediyor.

Bakıyorum da eski paralara her dönemin harçlık miktarıydı, bankadan ilk çıktıkları andaki tazelikleri bozulmasın diye katlamamaya özen gösterirdim. Bir dönem paralar üzerine yazılar yazılıyordu. Bazen komik, bazen ise küfür nitelikli hatta telefon numarasını paranın üzerine yazanlar bile oluyordu. Kendi telefon numarasını değil tabii ki. O an not edecek kağıt bulamadığından paranın üzerine not almayı uygun görüyorlardı belki de. Madem telefon numarasını paraya yazıyorsun harcama sakla o zaman "kim acaba bu bir arayayım" diye düşündürerek bizi de yoruyorsun ki:)











Daha fazlasını görmek istiyorsanız, buradan görebilirsiniz. 1, 2, 3, 4

Zip

Duvar Sticker'i


Özellikle defterlerimde kullanmayı tercih ettiğim stickerler şimdi de duvarları kendine mesken tutmuş. İlk gördüğümde çok hoşuma gitti benim odamda da olmalı diye düşündüm. Öyle güzel örnekleri var ki insan karar vermekte güçlük çekiyor. Seçeceğim sticker odamdaki eşyalarla renk uyumu sağlamalı ve alanı geniş gösteren bir model olmalı diye düşünüyorum.


Bir yeğenim var henüz okula yeni başladı ve günlük ödevini yaptığında öğretmeni onun defterine bir sticker yapıştırıyormuş. Bu olan yeğenimin çok hoşuna gitmiş ve öğretmeninden her gün bir sticker almak için nasıl da gayretle ödevini bitiriyormuş. Bu olay ablamın da çok hoşuna gitmiş, öğretmeni sticker yapıştırır da ben yapıştıramaz mıyım diye o da gidip kendine sticker almış. Bir defter tutuyorlarmış, yeğenim yemeğini bitirirse, yatağını toplarsa ablam hemen ona bir sticker veriyormuş o da defterine yapıştırıyormuş. Ablam bu sticker'ı kim icat ettiyse alnından öpmek lazım diyor:)


Duvarlar için yapılan stickerleri bulanın alnından da ben öpeyim bari çok hoşuma gitti ve en kısa zamanda odama uygun bir sticker uygulaması yapacağım. Uygulama yapılması da çok olay yeter ki desenine karar vermiş ol. Uygulanacak yeri kendi isteğine göre belirledikten sonra üzerindeki yapıştırıcısını kaldırıp bir düzlem yardımı ile içinde hava boşluğu kalmayacak şekilde yapıştırıyorsun bu kadar kolay uygulanıyor. Sticker yapımı da çok kolay.



Tal

23.10.2008

Ölmüş Olabilirsiniz…

“Eğer son birkaç yılda önemli bir fikrinizi değiştirip yenisini edinmediyseniz hemen nabzınızı kontrol edin. Ölmüş olabilirsiniz.” diyor G.Burgees ve bizim kendimizi analiz etmemiz gerektiğini ifade ediyor.
Sabit fikirli insanlardan etrafınızda mutlaka tanıdıklarınız vardır. Ne çekilmez, ne laftan anlamaz insanlardır. Onun yakınında olmak bile size zaman zaman utanç verir. Sabit fikirli olduğunu bildiğiniz insanlarla tartışmak ya da anlaşmaya çalışmak gibi boş bir hayale kapılmamalısınız. Sonuçta üzülen siz olursunuz. Adı üzerinde sabittir. Onu ikna etmek ya da doğruyu göstermek için söylediğiniz sözler o insanın kulağına bile değmeden havada savrulur gider. Nefesinizi boşa tüketmeyin, ekonomik davranın. Baktınız anlamıyor ya susun ya da o ortamdan kaçın.
Karşımızdaki insanların içinden sabit fikirli olanlarını analiz edebilirken, sıra kendimizi analiz etmeye geldiğinde herkes kendini ufku geniş, ilerici ve en makulü olarak görür. Ego yanılmasına bundan daha güzel örnek var mıdır?
Yanılgıdır hayat, kendimizi olduğumuzun dışında görmek ve öyle sanmak daha büyük yanılgıdır. Gelişmek, değişmek gerekir. Nitekim bir günümüzün diğeri ile aynı olmaması adına daha çok gayret göstermemiz gerekir. Ama nefsimiz bize hep tam aksini söyler; sen en iyisisin, en doğru sensin, senden başka kimse bilemez, sen herkesten üstünsün gibi…
İçinizden gelen nefsani duygulara bürünmüş bu sözleri yenen galip gelendir. Kendisinin dünyanın merkezi olmadığını bilen olgunlaşma yolunda ilerliyor demektir. Kendimizi kendi içimizden değil, karşımızdakinin bakış açısından izlemek bazen en doğru yola sevk edendir.

Yazan: Kastamonu

21.10.2008

Kumrim

Kumruları bilir misiniz? Çok masum kuşlardır çok sevimlidir. Hepsi öyledir kuşların ama benim kumri başkadır. Onu aldım bir gün PDR merkezinde çalışan doktorların yanına götürdüm. Evde çok sıkıntımız yoktu ama birbirimizle çok didişiyorduk. Her söylediğimiz birbirimize batıyordu, derslerimizde de çok başarılı değildik. Benim amacım okul içerisindeki başarısını sağlamaktı. Tabii bunu yapabilmek için de aile yaşantısının da değişmesi gerekli. Aileler bunun gerektiğini bilmeli.
Doktorumuz kumrimi hipnoz yöntemini kullanarak tedavi uyguladı. Hayatta yaşadığı olumsuz ne varsa bilinç altında, bu olumsuzlukları yaşarken yanlış yorumlar yaparak hayata baktığını kumrimin iç dünyasına girerek yaşanılan ne varsa bunlarla mutlu olmayı gösterdi. Bunu da olumlu telkinler vererek başardı. Derslerine şimdi daha sıkı bağlandı, diyaloglarımız daha uyumlu kumrim beni anlıyor, ben de onu anlıyorum. Benim kızdığım bir şeye onun olumlu yaklaşımı beni daha da sakinleştirdi. Bu nedenlerle her şeyi birbirimize daha iyi anlatıyoruz. Benim ders anlatmamdan hoşlanmayan kumrim artık beni dinliyor. Bu duruma karşı şaşkınlığım hala sürse de belli etmemeye çalışıyorum.
Bunu yabana atmayın. Aslında her insanın bir psikolojik danışma rehberine ihtiyacı var ama bunu iyi bilen doktorları bulmak çok önemli. Bizim uyguladığımız, hipnoz yöntemini kullanarak tedavi etmek. Bir nevi hasarlı yapılı onarmak. Bu uygulamanın esasında doktor çocuğun anne karnına hamilelik dönemine kadar inip çocuğun yaşadığı olumsuzluklar, içinde ukde haline getirdiği tüm olaylara, ilkokul, lise dönemlerinde yaşanılan beynin arka plana attığı bütün kötü olayları bellekten temizleyerek işe başlıyor. Böceklerden korkan kumri artık etkilenmiyor bile, matematiği sevmeyen kumri artık onu dahi seviyor. Hayata format atmak gibi bir olay.
Benim kumri mutlu ya ben daha da mutluyum şimdi.
Yazar: Kastamonu

20.10.2008

Meçhuldü sevdam benim, cümlelerimin devrikliği bu yüzden.



Ya çok sevdim ya da hiç sevmeyi bilemedim. İncitmek istediğim zamanlarımda oldu ama kendim daha çok incinirim diye incitmeyi de beceremedim. Bu yüzdendir zaman zaman iç çekişim.
Meçhul bir genç aramızda, yalnızlığını kalemi ve kağıdı ile yaşayıp, dünyaya açtığı pencereden bakmak isterseniz www.mechulgenc.org sitesini ziyaret etmelisiniz.

Meçhul Bildiri

"Biz her genç gibi meçhulüz"...
Biz Kültürü-sanatı, biz edebiyatı ve biz yaşamayı, anın ve zamanın değerini bilen, her genç gibi meçhul olan gençleriz...
Biz "dünyayı değiştireceğiz" diyerek ortaya çıkıp, sadece değişimi dillerinde yapan gençler değiliz...
Biz değişim yapılacaksa, ilk olarak kendi beyinlerimizdeki yanlışları değiştirmeyi bilen; 'olmadan olduramayacağımızı' anlayan, hayata gereğinden fazla değer vermeyen, eşya ve hadiselerin bize değil, bizim eşya ve hadiselere hakim olmamız gerektiği bilincinde olan Meçhul Gençleriz...

19.10.2008

Ağlatma Gelem

Oğuz Aksaç ile tanışıklığım “Ağlatma Gelem” türküsü ile başladı. Bu türküyü ilk duyduğumda bende bıraktığı iz yüzünden sanatçının diğer eserlerini de dinleme isteği karşı koyamayacağım bir duygu oluştu. Ardından “Adıyaman” türküsünü dinledim ki işte bittiğim an o andır. O gündür bu gündür fanatik derecesinde Oğuz Aksaç hayranıyımdır. Nerede ve hangi ortamda olursam olayım onun sesini tereddütsüz hemen tanırım. Türküleri söylemiyor sanki türküdeki duyguyu yaşayıp, yaşatıyor. İnanılmaz güzel ses rengine sahip. Dinledikçe dinleyesi geliyor insanın ve bir süre sonra bakıyorsunuz ki içinize nakış gibi işlemiş.
1974′te Erzincan Tercan’da doğmuş daha sonra ailece Ankara’ya göç etmişler. Varoşlarda büyüyen bir çocukluk dönemi geçirmiş. Para kazanmaya boya sandığı, simit tezgahı, mobilyacılık ve dükkanlarda çıraklık yaparak adımını atmış.
Sonra bir ara dansçılık ve halkevlerinde bağlama öğretmenliği yapmış. Liseyi tamamladıktan sonra küçüklüğünden beri tek yangını olan bağlamaya bağlanmış. Dansçılık, bağlama, gitar, dilsiz kaval, klarnet, batari derken çeşitli gruplar ile çalışmış her geçen gün yeni hayran kitlelerine sahip olmuştur.
Ankara’da Halkevlerinde bağlama eğitmenliği yaptığı yıllarda Mustafa Özarslan’la tanışmış. Mustafa Özarslan ve Kemal Ozarslan’la birlikte Ankara’da Ütopya Bar’da program yapmaya başlayan Oğuz Aksaç, grupta gitar, ritm çalgılar ve kaval çalmış. Bar programlarında beğenilen ve giderek yeni elemanların katıldığı grup için bir arkadaşlarının “Çığ gibi büyüyorsunuz” sözleri üzerine kendilerine “Grup Çığ” adını vermişler. Grup Çığ, 1998′de “Çığ Türküleri” adlı ilk albümünü sevenleri ile paylaşmıştır. Grup Çığ, “Yayla Çiçeği”, “Nida”, “Mevsim” albümlerini çıkarırken solistleri Mustafa Özarslan ve Oğuz Aksaç, grup dışında da kendi müzikal kimliklerini göstermek istediklerinden gerekli hazırlıklar sonrasında kendi solo albümlerini çıkarmışlardır.
Grup Çığ’ın “eski” solistlerinden Oğuz Aksaç ilk solo albümü Oğuzname ‘yi Oğuzname Dalgalar albümü takip etmiştir.
Türkülerimizin ayrı bir yeri vardır. Yaşanmışlıkların hikayesidir. Yanmışların yanık bağrından koparak yangınını duyurma şeklidir. Bir başkadır bizim türkülerimiz. Buram buram Anadolu kokar. Aşk, sevda, ayrılık, hüzün, hasret kokar. Bu kokularda kendinizden bir parça bulursunuz. Türkülere müptela oluşum bundandır.
Oğuz Aksaç, türkülere kattığı yorum ve türküleri işleyişi, bunun yanında sahnedeki duruşu ile beni mest eden bir sanatçıdır. Türkiye’deki en iyi Türk Halk Müziği Sanatçılarından biridir. Türküler güzeldir ama bu türküleri Oğuz Aksaç yorumu ile dinlemek eşsiz bir güzelliktir. Türküyü sadece dinlemek değil aynı zamanda yaşamak istiyorum diyorsanız mutlaka Oğuz Aksaç’ın yorumunu dinlemelisiniz.

17.10.2008

Ahtapot



Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir Mürekkep balığı türü (Octopus) olan ahtapotlar denizde beyaza dayanamıyorlar. İzmir Foça’da ailemin arkadaşları ile tatil yaparken öğrendiğim bu özelliklerini denemeden yapamazdım. Hemen beyaz bir terlik aldım elime ve denize girdim. Terliği sağa sola gezdirip nasibime düşecek olan ahtapotu beklemeye başladım. Bir süre sonra tuzağıma düştü uzun kolları ile elimdeki beyaz terliği bir anda sarıp sarmaladı. Ben sarıldığını görür görmez terlikle birlikte ahtapotu sahile doğru savurdum. Bunu gören yakınımız hemen ahtapotun başını tutarak ters çevirdi.
Başının altındaki o boşluğa elinizi sokup ters yönde çevirmeniz ile ahtapot tüm hakimiyetini kaybediyor. Benim için oldukça ilginç bir deneyim olmuştu. On metreye varan büyükleri bile var. Eğer bir gün bu büyüklükte bir ahtapot ile karşılaşırsanız tek yapmanız gereken başını ters çevirmeye çalışmanız olacaktır. Aksi takdirde kurtulmanız mümkün değil çünkü kollarında iki sıra vantuz (yapışıcı safiha) bulunur. Yalnız “Eledone” cinsi ahtapotlarının kollarında tek sıra mevcuttur. Bu vantuzlar sayesinde avına yapışarak elinden kaçırmasını engeller. Elliden fazla da türü mevcuttur.
Her delikten geçebilecek kadar esnek olan ahtapotların salatası bile yapılıyor hatta tadının tavuk etine benzediğini söyleyenleri duydum ama nedense tadına bakmaya cesaretim olmadı.

Onlar Her Şeye Değer.




Değerler neye, hangi önceliği vermemizi söyleyen rehberlerdir.
Çocuklara öğrettiğimiz değerler, onların vicdanlarının temelini oluşturur. Kişiliklerine bütünlük getirir. İnsanlara yardım etmesini ve kendi ayakları üzerinde durmasını sağlar. Yanlış ve doğru davranışı birbirinden ayırt etmesini, en önemlisi de yaşarken mutlu olmayı öğrenir.
Biliriz ki hayatta çoğumuz mutluluk oyununu oynarız tıpkı polyanna gibi peki bunu başaramayanlar, bu oyunu oynamasını bilmeyenler ne yapsın? ... İşte o zaman diyorum ki ağaç yaş iken eğilir. O yüzden hayatta en büyük varlıklarımız olan çocuklarımıza ne kadar değerli olduklarını hissettirelim. Çocuklarımızın bütün isteklerini karşılamak değildir onların hazinesi, kendilerine yetebilmeyi öğrendiklerinde sahip olduklarıdır.
Sadece bedensel ihtiyaçlarını karşılamak anne ve babayı tatmin etmemeli. Hayata hazırlamak adına çocukların ruh dünyasını çözmek için uğraşmalıyız. Onlara dokunmalıyız. Sevgi sadece sözcükler ile anlatılmaz, dokunuş gerekir, bakış gerekir hem de en derininden.
Çocuğa varlığınızı hissettirmeli, onun varlığını da hissetmelisiniz. Hayata hazırlarken düştüğünü, geri kalktığını izlemek bazen acıtır yürekleri ama çocuk böyle büyüyor. Hangimiz düşe kalka büyümedik ki?
Kendisini değerli kılan onunla oyun oynamak, onun düşüncelerini paylaşıp onunla büyük bir insanla konuşur gibi konuşmak onunla aynı yaşı yaşamak , duygularını paylaşmak yaşamını anlamlı kılmak çok önemli, çocuk sevgi demek, sevgi ise çocuk demektir.

Yazar: Kastamonu

13.10.2008

Safranbolu


Dört mevsimin aynı anda yaşandığı güzel yurdumuzun, güzel bir bölgesidir Safranbolu. Eskiye ait ne varsa koruyarak günümüze taşımış olan şirin bir kent. Yolları dar, özellikle ara sokaklardan aynı anda iki arabanın geçmesi imkansız. Evleri ise resimlerdeki kadar ufak ancak bu dış cephe görüntüsünün içi çok geniş. İlk başlarda bu kadar alanda nasıl yaşanır gibi düşüncelerimi içine girip gezdiğimde unuttum. Evlerin içi genellikle ahşap döşeme o nedenle de yürürken çok ses çıkarıyor ancak sağlık açısından düşünüldüğünde o çıkan sese bile razı oluyorsunuz.
Yeşillikler içinde gizlenmiş bir hazine Safranbolu. Yeşil alanının çokluğu ile şirin evlerin görüntüsü birleşince tabloya bakarmış gibi bir his uyandırıyor. Yolları eski kesme taşlar ile döşenmiş olduğundan yürümekte güçlük çekilmesi alışık olmamakla ilgili ya da topuklu ayakkabı ile gezmeye gitmekle ilgili olabilir.
Safranbolu’ya kadar gidip Cinci Han’da oturup bir çay içmeden olmaz. O bölgenin en tanınmış, ünlü mekanlarının başında yerine alır.

07.10.2008

Ay’ı Güneşe Tercih Etmek

Ciddi bir uyku sorunum var ve bu son zamanlarda artık istesem bile uyuyamıyorum. Ay’ı güneşe tercih ettim yıllarca ama istediğim zaman uyuyabilirdim. Uyuyamama sebebim olarak bedenimin ekolojik dengesini bozmuş olmamdan kaynaklandığını düşünüyorum. Belki başka bir sebebi var ama bunu öğrenmek için bir çabam yok. Tek bildiğim artık geceleri hiç uyuyamadığım.
Geceyi seviyorum, ay ise benim aşkım, herkesi uyutuyor bir bana kalıyor. Gecenin sessizliğini dinlemeyi seviyorum çünkü bana şarkılar söylüyor. Günışığında ise bu havayı hiç yakalayamıyorum. Sanki telefonlar susmuyor, herkese bir cevap vermek zorundayım. Kendi yapmak istediklerimi yapamıyorum hatta kendime bile zaman ayıramıyorum ama gece öyle değil. Ne telefon çalar ne de kapı, msn açık bile olsa kimse yoktur ki çevrimiçi anlık ileti gönderebilsin.
Geceler benimdir, hüznümü, kederimi, sevincimi rahatça yaşadığım zamandır. Yalnızlık belki de yorgunluk ama asla beden yorgunluğu değil. Yaşanan yıllar, yollar, izler yormuş beynimi, şimdi yaşamaktan yorulmuş beynime ay terapisi yapıyorum. Terapi zamanları iyi ve hoş ama bir de bu işin sabahı var. Güneş görünmeye başladığında uyku basar beni ama bu kez de işe gitmek zorunda olduğum için uyuyamam.
Uyku yarı ölümmüş, ölmekten mi korkuyorum acaba diye çok düşündüm. Ölmekten korkmuyorum hatta ölüme vuslat gibi bakıyorum. Ben öldükten sonra geride bırakacaklarım için tüm endişem ve üzüntüm. Biliyorum ki ben olmadan da ay doyar, güneş ısıtmaya devam eder. Sevdiklerim gelir aklım sadece onlar için tasalanırım.
Geceleri bulurum kendimi, o zaman rahat çalışıyorum, istediğim gibi okuyorum araya bir sebep girmeden istediğim an bırakabiliyorum. Kahvemin tadı bile sanki başka olur. Seviyorum işte geceleri, geceler de beni. Şu an saat 03.13 benim güneşim yeni doğdu.

Güle Güle Mc Donald’s

Mc Donald’s dünyaca ünlü bir fast food markası. Dünya’nın birçok yerinde var. Belki ucuz olması belki de kaliteli olması insanları kendine çekiyor yani yoğun bir hayran kitlesine sahip.
Mc Donald’s dünyanın pek çok yerinde açılıyor ama kapanmıyor. Bir yer hariç: TÜRKİYE
Türkiye’de de önceden Mc Donald’s a aşırı bir ilgi vardı ama yavaş yavaş kapanıyor.
Nedeni ise benim düşüncelerime göre şu; bizim insanımız lokantaya gittiği zaman ilk önce ayaklarını uzatıp rahatça oturmak ister. Sonra ilgilenilmek ister yani yemeğinin garsonun getirmesini, bir isteğiniz var mı diye sorulmasını, yemekten sonra da iki bardak çay içmeyi ister. Ama bir Mc Donald’s a gittiğiniz zaman garson yüzüne bile bakmadan sanki kaçacakmışsınız gibi yemeğinizi hazırlıyor. Daha sonra hesabınızı ödüyorsunuz ve kedi yavrusu gibi bir köşeye sinip yemeğinizi yiyorsunuz. Sonrada yine bir ilgi alaka, güler yüz görmeden çekip gidiyorsunuz.
Benim kanaatime göre insanımız bu yüzden artık Mc Donald’s lara gitmiyor. İşte bu yüzden de Mc Donald’s lar kapanıyor.

Yazar: Rapido

Üç Nokta Mesafesi

Asla ulaşamadığım ama ulaşmak istediğim, gerçek hayatla tanışmadığım, hiçbir derdimin olmadığı, dünya yıkılsa umurumda olmayan, istediğim her şeyi yaptığım, okula gitme, ödev yapma gibi bir sorumluluğumun da olmadığı bir dönem geçirdim: Çocukluğum, …
Aslında çocukluğum üç noktanın ardına sığamayacak kadar büyük ama ben size geçmişte yaşadıklarımı değil; şu anki aklım olsaydı çocukluğumda neler yapardım bunları anlatacağım.
Neler mi yapardım? Öncelikle evde kırılacak ne kadar eşya varsa hepsini kırardım. Sonra her gün lunaparka giderdim, canımın istediği her şeyi aldırırdım, kızdığım bütün kişilere ya taş atardım ya da onları ısırırdım, bir oyun arkadaşım beni sinirlendirdiyse onun saçını başını yolardım, canımın çektiği her şeyi yerdim, içimden ağlamak geldiğinde avazım çıktığı kadar bağırırdım, içimden geçen her şeyi söylerdim ve daha bir sürü şey yapardım çünkü; ben Çocuktum. İsteseler de bana kızamazlardı. Eğer kızmayı deneselerdi onlara duygu sömürüsü yapıp buna kalkıştıkları için onları pişman ederdim.
Bütün bunları yaptığım için mutlu olurdum. Bunları düşününce de mutlu oluyorum ama yapamadığım için bir yanım buruk. Fakat biliyorum ki ne yaparsam yapayım geçmiş geri gelmeyecek.
Velhasıl çocuk olmayı hepimiz isteriz ama ne kadar istersek isteyelim üzgünüm bu üç nokta mesafesi asla kapanmayacak

Yazar: Rapido

Anne- Baba Olmak İçin Ehliyet Gerekli!




Dört tekerleğin hangi yöne çevrileceği ve ne kadar gaza basılacağı konusunda bile ehliyet gerekirken, bir çocuğun dünyaya gelmesi, onun psikolojik ve sosyal gereksinimlerinin karşılanması için ehliyet gerekmiyor. Hatta ve hatta çocuk sahibi olanın işiniz olması, bir yabancı dil bilmesi de gerekmiyor. Oysa her çocuğun kendisi ile ilgili bir aileye ihtiyacı vardır. Önemsenmeye, duyumsanmaya, sevilmeye, okşanmaya, sarılmaya da ihtiyacı vardır.
Sevgi ile kurumuş dallar can bulurken, sevgisizlik ve ilgisizlik ile kaç meyve dalında solmakta, gözlerindeki pırıltısı kaybolmaktadır. Sokağa düşmüş, tinere alışmış, tiner alabilmek için hırsızlık yapmak zorunda kalmış çocuklarıdır. Ailelerinin ehliyetsiz olarak dünyaya getirdiği çocuklar, çocuklarımız, yarınlarımız.
Kendi masum dünyası içinde dünyaya gözlerini açarken anne-baba sevgisi ile hayata ilk adımlarını çalışırken elinden tutulmaya ihtiyaç duyan yarınlarımız. Elinden tutmak bir yana sokağa terk edilmişlik, eziklik, dışlanma, horlanma ile kimlik kaybına uğramış, insanlardan nefret eder hale gelmiş olan yarınlarımız.
Bir annenin bebeğini dünyaya getiriş anına kadar çektiği cefa ve sıkıntıyı bir baba hayatı boyunca o çocuğa verdiği emekle çekiyor mu acaba?
Hiç sanmıyorum!
Kendi haklarını savunamayacak durumda olan bu masum bebekler hoyrat ellerde heba olup gidiyorsa sorumlusu da biziz. Arabanıza verdiğiniz değeri çocuğunuza vermediğiniz sürece de bu olumsuzluklar veba gibi yayılacaktır.
Bir hikâye vardı. Babasının yeni aldığı kamyonu çekiçle düzeltmeye çalışan çocuğu babası görünce aynı çekiçle çocuğunun eline vurarak parmaklarının kesilmesine neden olmuştu. Çocuğu tedavi aşamasında iken “baba parmaklarım ne zaman geri çıkacak” sözü ile sarsılan baba ise intihar etmişti. Sanki onun intihar etmesi ile çocuğun giden parmakları geri gelecekmiş gibi…
Düşünülmeden yapılan cahilce bir hareket, ömür boyu parmaksızlığın ezikliği ile yaşamak zorunda olan bir masum çocuk ve aynı anda iki acıyı da yaşayan bir anne. Gidenin yerine ne koyulabilir ki?
Sevmek emek ister, araba ehliyeti için cansiperane çalışan beyleri babalık dersinde de görmek istiyorum. Babalık sınavını verdikten sonra baba olacaklarını bilmelerini istiyorum bir umut işte benimkisi belki o zaman arabalarına gösterdikleri özeni çocuklarına da gösterirler diye düşünüyorum.

30.09.2008

Yumurta Sanatı








Bu sanattan haberim olduğundan beri tavada yumurta yapmak için yumurta kırarken elim titriyor. Gitti yine bir sanat malzemesi diye...
Kaynaklar;

Daha fazla örnek görmek isterseniz buyurun.

Ramazan Bayramı Mesajı



Ömrümüz vefa etti de bir bayrama daha ulaştık şükür. Tüm inananların Mübarek Ramazan Bayramını yürekten kutlarım. Hayırlara vesile olsun dileklerimle…
Bayram mesajımın tümünü okumak isterseniz buyurun.

Nanking Katliamı








Japonya ile Çin savaş içinde idi.1931 de Mançurya'dan başlayan Japon işgalinin en son kale olan Nanking'e doğru ilerlemesi sırasında yaptığı insanın kanını donduran işcecelerin başlaması olayıdır. Japonlar şehri kısa bir kuşatma sonunda aldılar ama Çinlilere büyük işkenceler yaptılar. Sadece Nanking'i ele geçirmiş olmak onlara yetmedi.

Devamını okumak için tıklayınız.

Yaptığım bu araştırma çok okunan bir haber sitesi olan muhabirtürk tarafından yayınlanmaktadır.

ADSL'de 'turbo' indirim



TTNET, dönemsel kampanyalardan kaynaklanan ücret farklarının aboneler için dezavantaj yaratmaması için ''Turbo İndirim'' sloganıyla kampanya başlattı.

29.09.2008

Ata'nın yeni filmi estirecek!




Ata Demirer, Gani Müjde imzası taşıyan 'Osmanlı Cumhuriyeti' filminde 'padişah' olarak izleyenlerin karşısına çıkıyor.

Film, 1888 yılında başak tarlasında koşan ve sonra Atatürk olduğu anlaşılan çocuğun bir ağaca tırmanıp , kafesteki bülbülü alırken kafasının üzerine düşmesiyle başlıyor. Ardından filmin kararması ile 2007 yılına geliniyor.


İzlemek için tıklayın.

Kaynak: internethaber

28.09.2008

Bu Araştırma Çok Konuşulacak!



Son dönemlerin popüler yerli dizi karakterleri Başbakanlık Aile ve Sosyal Araştırmalar Genel Müdürlüğü'nü rahatsız etti.

Dr. Ünal Şentürk tarafından kaleme alınan yazıda, “Dizilerdeki kahramanların, boşanmış, eşinden ayrı yaşayan, bekâr kalan, sadece çocuklarıyla yaşamını sürdüren, nikahsız yaşayan, sözüm ona kendi başına yeten veya ayakları üzerinde durabilen kişilerden oluşması, izleyici bağlamında arzu edilmeyen davranış modelleri yaratarak toplumsal yaşamı riske sokmaktadır” denildi.

26.09.2008

Ermeniler sınırın açılmasını istiyor.



The Economist dergisi, "Atatürk, yüzlerce Ermeni kadın ve çocuğu, toplu katledilmekten kurtardı" diye yazdı.

Kağıttan Harika Oyuncaklar





Japon tasarımcı Shin Tanaka kağıttan ilginç bir o kadar da güzel oyuncaklar çalışmış. Benim hoşuma giden bu örneklerin daha güzellerinin yapılması dileklerimle…
Yapan olursa burada yayınlamaktan de büyük keyif alırım.


Başka örnekleri de görmek istiyorum diyorsanız buyurun.




25.09.2008

Çin uzay aracı yörüngeye oturdu.




Çin'in üçüncü insanlı uzay aracı Shenzhou-7'yi taşıyan Uzun Yürüyüş-2F roketi başarıyla fırlatıldı ve yörüngeye oturdu.

24.09.2008

cenk itme çay iç!




Emir ALP benim yazılarını, hikayelerini ve şiirlerini takip ettiğim değerli bir yazardır. Yazdıklarını okumaktan her zaman büyük keyif alırım. Sizlerle de paylaşmak istedim.

Hikayeleri için burayı tıklayınız.

Şiirleri için de burayı tıklayınız.

Kendisine bu yazıyı yayına almadan önce irtibat kurmak istedim ancak blog sayfasındaki yorum butonu çalışmadığından ulaşamadım. Zaten bu güne kadar okuduklarıma yorum yazamama nedenim de bu sebepledir.

Gazete Kağıdından Üretilen USB Bellek


EarthDrive, dünyanın dönüştürülmüş gazete kağıdından üretilen ilk USB hafızasını tanıttı.


EarthDrive, dünyanın dönüştürülmüş gazete kağıdından üretilen ilk USB hafızasını tanıttı.

Her geçen gün farklı USB cihazlarla karşılaşmamızın yanında, farklı tasarımlarıyla da oldukça dikkat çeken USB hafızalar, her zevke uygun tasarımıyla da kullanıcıların dikkatini çekiyor.


Teknoloji sınır tanımıyor. Her gün yeni bir tasarım ile karşımıza çıkıyor.

Mars'tan Gelen Karınca Bulundu.


Yeni keşfedilen kör ve yer altında yaşayan bu pretador karınca türünün dünya üzerinde yürüyen ilk karınca türlerinden olduğu düşünülüyor. Şekli nedeniyle “Mars’tan gelen karınca” adı verilen türe Amazon Ormanı’nda ölü bitkilerde rastlandı.

Teksas Üniversitesi’nden doktora öğrencisi Christian Rabeling, Brezilya’daki Amazon Ormanı’dan bu yeni karıncanın ilk alt türünü keşfetmiş oldu. Rabeling ve arkadaşları daha önce böyle bir şey görmedikleri için karıncaya “Martialis Heureka” yani “Mars’tan gelen Karınca” adını verdiler.

Karınca yer altındaki yaşam alanına mükemmel şekilde uyum göstermiş. Uzun soluk bedeni ve gözsüz yaratılan bu karıncaların kafalarından çıkan kıskaçların avını yakalamak için çene kemiği görevi gördüğü düşünülüyor.

Maskeli Beşler Kıbrıs






Komedinin usta isimleri Mehmet Ali Erbil, Şafak Sezer, Peker Açıkalın, Melih Ekener, Cengiz Küçükayvaz ve Atilla Saruhan'ın başrollerini oynadıkları 2007 yapımı Türk komedi filmidir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye'de yapılan çekimler beş hafta sürmüştür.

Konusu ise jübile soygununu yapmak isteyen Ekrem(Selim) Beyin son projesini ekibi ile ne halde yaptığını kahkahalarınızla izleyeceksiniz.






İzlemek isterseniz buyurun.

Seracılık




Sera ile uğraşanlar bu işin en inceliğine vakıftır. Özen ister ve bir anlık dalgınlık ya da ihmal sonucunda tüm mahsul boşa gider. Uygulamaların saatine çok dikkat etmek gerekir. İlginç uygulamaları da vardır. Yazın o sıcak altında seraya girip çalışmak ne de zordur. Bünye sürekli su kaybeder. Sera işinde mevsimlik işçiler çalıştırılır.
Seradaki ürünün lezzeti için arıcılık sektörünün bir uygulaması var ki insan aklına durgunluk veriyor. Seranız için arı randevusu alıyorsunuz. Bu konuda eğitimli ya da işin ustası olan kişi sizinle istediğiniz saatte buluşuyor elinde kovanları ile birlikte seraya girip kovanların kapağını açıyor. Sanki arılara özel bir eğitim ya da komut verilmiş gibi hepsi birden başlıyorlar seradaki ürünü gezmeye işleri bitince de hemen kovanlarına geri dönüyorlar. Arıların bu profesyonel hareketlerini izlerken onlara hayran kalmamak mümkün değil.

Egzotik Çiçek Kaktüs



resimle ilgili kaktüs, çiçek, diken, böcük..



Bilgisayarın yaydığı radyasyondan bir nebze de olsa korunmak için bilgisayarımızın yanında kaktüs çiçeği bulundurmamız gerektiğini öğrendiğimden beri kaktüs çiçeğine karşı bir merak uyandı içimde.
Kaktüs, dikenli ama egzotik görünümlü hatta kovboy filmlerinde aranılan bir fon detayıdır. Kurak iklim bitkisidir. Uzun süre susuzluğa dayanır hatta çok susuz kaldığınızda kaktüs çiçeğinin damarlarında barındırdığı sıvıyı içerek susuzluğunuza kısmi çözüm bularak çölde yoluna devam edenleri yine filmlerde görmüştüm. Bu kadar artistik ve gözde bir çiçek olarak hafızamda yer alması boşuna değilmiş. Bünyesinde suyu barındırması onu değerli kılarken şimdi bilgisayarların radyasyonunu kendine çekmesi ile bizim sağlığımıza katkıda bulunması ile iyice gözüme girdi. En sevdiğim çiçek kaktüs oldu, en değerli çiçek olarak da artık kaktüsün üzerine çiçek tanımam.

23.09.2008

Gribe karşı 10 basit önlem



Havaların soğumasıyla hayatımızda yerini alacak gribe karşı direnmenin yolları

Yüzyılın Deneyi

Dünyanın en büyük parçacık fiziği araştırma merkezi olan CERN de yapılan bu deney dünyanın oluşumu ile ilgili. Yerin 100 kat altında yapılan bu deneyin dünyaya büyük ölçüde yararı olabileceği gibi zararı da olabilir. CERN bilim adamları projenin birinci adımında protonların 27 km aralıkla döndüreceklerini açıkladılar.
Benim düşüncelerime göre çok büyük bir enerji açığa çıkacak. Eğer bu enerji doğru olarak kontrol edilemezse birkaç büyük ülke yeraltına göçerek kaybolacak.
Hiroşima ‘ ya atılan atom bombasının bugün bile çok büyük bir etkisi varken ve hala yeni nesillere zararı devam ediyorken bu atom bombasından 1000 kat daha güçlü bir enerjinin ortaya çıktığını ve bunun kontrol edilemediğini düşünebiliyor musunuz? Eğer bu enerjiyi bu projeyi yönetenler ve diğer bilim adamları kontrol edemezlerse ve bunun sonucunda birkaç ülkenin kaybolması gibi kötü sonuçlar meydana gelirse insanlığa bunun hesabını nasıl verecekler?


Yazar: Büşra GÖK

Bunu Biz Yaptık!

Dolu barajlar, güzelim yaz yağmurları, hamak kurduğumuz ağaçlar...
Yaşamakta olduğumuz dünyada artık bir felaket hâkim. Bu felaket nereden geldi diye sormaya gerek yok. Çünkü o felaket biziz.
Sürekli orman yangınları oluyor. Güneşe de suç atmayalım. Bilim adamlarının yaptığı bir araştırmaya göre çıkan orman yangınlarının %94’ünü insanlar tarafından oluşuyor.
Akciğerimiz olan ağaçlar yok oluyor. Ağaçların yok olması demek ciğerlerimizin yok olması demektir. Bizden sonraki nesillere bırakacağımız dünya yok olma sürecine girdi. Bilinçli ağaçlar dikmeliyiz. Örneğin su gerektirmeyen ağaçlar vardır. Çam, kaktüs, badem gibi ağaçların ekimi yapılarak hem su tasarrufu hem de ağaç sayısının artırılmasına gidilebilinir. Sonuçta yanan ormanlarımızın yerine yeni ekimler yapılmalı bu ağaç ekimlerinde de doğru bir planlama ile her anlamda tasarruf sağlanmalı.
Bizden öncekiler nasıl bu vatan uğruna canlarını feda etmişlerse, bize emanet edilen bu vatanı yarınlara teslim etmek için tüm çabamızı ortaya koymalıyız. Vatanımızın lehine olan ne varsa yapmaktan çekinmemeliyiz.
Dünya susuzluk çekerken bizler de bu konuda suyu tasarruflu kullanarak üzerimize düşen görevleri yerine getirmeliyiz.. Aslında sadece biz değil bütün dünya tasarruflu olmalı ve savaşlara engel olunmalı.
“Bu dünyadan yarın göçeceğiz.” Diye düşünmemeliyiz.


Yazar: Ramazan ERKENELİ

BÖYLE OLAY GÖRÜLMEDİ

Rusya’da üç bilim adamı 20–25 m yerin altına yapay deprem oluşturmak için cihaz yerleştiriyorlar. Ve bu cihazı çalıştırıyorlar. Bu üç bilim adamı neler olacağı görmek için yerin altında cihazın yanında bekliyorlar. Cihazı çalıştırdıklarında şoka uğruyorlar. Şoka uğramalarının nedeni ise etraftan normal bir uğultu gelecek diye beklerlerken insan sesleriyle karşılaşıyorlar. Bu bilim adamlarından ikisi şoka giriyor ve konuşamaz hale geliyorlar. Bu bilim adamlarından birisi yerin altından çıktıktan sonra olayı şoke olmuş bir biçimde anlatıyor ve bu olaydan sonra aklını yitiriyor.


Yazar: Ecem BAL

İbretlik Olay

Geçtiğimiz yıllarda Danimarkalı bir karikatürist Peygamberimiz hakkında çok çirkin karikatürler çizmişti. Aslında bu karikatürleri çizmesinin sebebi Müslümanlara hakaret etmek onları aşağılamaktı.Yani hedef Müslümanlıktı !!! Bazı önemli kişilerin karikatüristi uyarmasına rağmen o bu çirkin karikatürleri çizmeye devam etti.

Ama Bakın O Karikatüriste Ne Oldu?

Evinde çok ibretlik bir biçimde yanarak öldü ve evinde yanmayan tek bir eşya bile kalmadı. Bu olay aslında inanmayanlar çok şey ifade ediyor.


Yazar: Büşra GÖK

Trafik cezaları katlanıyor !



Trafik Kanunu'nun değişimi amacıyla yasa taslağı hazırlandı. Trafikte kemer takmamanın cezası 55 YTL'den 125 YTL'ye çıkıyor. Alkollü araç kullanan ise, 750 YTL ceza ödeyecek.

BELEDİYELERE TRAFİK CEZASI KESME YETKİSİ:

Belediyeler, yerleştirdiği teknik cihazlarla, tespit ettiği kural ihlali dolayısıyla idari para cezası vermeye yetkili olacak.

EHLİYETLER DEĞİŞECEK:

Sürücü belgesi sınıfları ve bu sınıflar ile kullanılabilecek araçlar, BM Viyana Karayolu Trafik Sözleşmesi ve AB mevzuatına göre düzenlenecek.

EHLİYETSİZ ARAÇ KULLANANA 1 YILA KADAR HAPİS:

Sürücü belgesi olmaksızın veya sürücü belgesi geri alındığı halde araç kullanan kişi 1 yıla kadar hapis istemiyle yargılanacak. Eskiden bu durumdakiler 1 aydan 2 aya kadar hapis istemiyle yargılanıyordu. Araç kullanırken sürücü belgesini yanında bulundurmayanlara 125 YTL idari para cezası verilecek.

HIZ SINIRLARI DÜZENLENDİ

BÖLÜNMÜŞ YOLDA HIZ SINIRI 110: Azami hız sınırları, eskiden, şehir içi 50 km., şehirlerarası tek şeritli karayolunda 90 km. ve otoyolda 120 km. idi. Bölünmüş yollarda hız limiti 110 km. olacak.

22.09.2008

Fenerbahçe'ye müjdeli haber!





Fenerbahçe'de sakatlıkları bulunan oyuncular çalıştı...


Fenerbahçe'de takım izin yaparken sakatlığı bulunan futbolcular çalışmaya devam ediyor! Sarı lacivertli ekipte Semih'ten sonra Vederson'un da salı günü takımla çalışabileceği kaydedildi!

Fenerbahçe futbol takımında sakatlığı bulunan futbolcular, bugün takım izinli olmasına rağmen çalıştı.

Bayram Şekeri



Tadı tuzu eskide kalan anısı ile avunduğumuz bayramlar. İstesek bile geri dönemediğimiz günler. Çocukluğumuzun en şatafatlı günleri, Bayramı bayram gibi yaşadığımız günler. Günler öncesinden hazırlıklar başlardı ve bu hazırlık tüm aile bireylerini kapsardı. Herşeyin yenisi alınırdı. Yeni elbise, yeni ayakkabı, yeni terlik gibi, evde miadı olmuş olan eşyalar bile bu yenilenme olayından nasibini bayramlarda alırdı. Belki de bu yüzden bayramın gelmesini sabırsızlıkla beklerdik.
Ben en çok Rahmetli Dedemin torunları için aldığı ve bir odada tuttuğu uçan balonumu almayı çok severdim. Paha olarak ailem bana çok değerli eşyalar alırdı ama benim gönlüm hep o uçan balondaydı. Rahmetli Dedemin torunlarının hepsi gelince bir odada kendi etrafında toplayarak kitap okuduğu o güzel günler belleğimden hiç silinmedi.
Çok bayram geçti üzerinden ama hiçbiri o eski bayram tadını veremedi. Bayramlar çocuklar için daha önemlidir. Onlar sevindirilmeli ve bayram olduğunu bayram yaparak yaşamalılar. Bu bayram bir çocuk sevindirin. Hiç düşünemediği bir elbisesi, hiç hayal etmediği bir ayakkabısı olsun. O çocuğun gözleri bu bayram sizin sayenizde mutluluktan parlasın. Bayram şekeri tadında bir bayram yaşasın.

Ramazan Bayramı Arifesi






Bayrama günler kaldı ve bayram alışverişi için kollar sıvandı. Bunu fırsat bilen firmalar ise yaptıkları kampanyalar ile müşteriyi kendine çekmek için uğraşıyor. Alışverişe çıkmadan önce ufak çaplı da olsa bir araştırma yapılmasında fayda vardır. Bazen kampanya adı altında yapılan uygulamaların sonucu olumsuz ya da verimsiz olabiliyor.
Alışveriş yaparken aç olmamaya dikkat edilmesi konusunda uzmanlar bizleri yıllardır uyarırlar. Ramazan bayramı öncesinde çoğu niyetli olan vatandaş ise iftar sonrası alışveriş yapmak yerine iftar öncesi yapmayı tercih ettiğinden ceremesini de çekerler.
Siz siz olun uzman görüşlerini dinleyin. Bilinçli tüketici olun ve her kampanya sözüne aldanmayın. Ön araştırma yapmadan da alışverişe çıkmayın.

En İyi Zayıflama Yöntemi

Spor yapmak faydalıdır. Ölçüyü kaçırmadan beslenmek de en doğru olanıdır. Zayıflamak adına yapılan rejimlerin insan bedenine verdiği zarar ortadadır. Yanlış rejim yüzünden hayatını kaybedenler vardır. Rejim zayıflamak için değil de kilonda sabit kalmaya yarayan bir uygulama olarak kalmalı.
Yıllar önce okuduğum bir kitapta şöyle diyordu; yediklerinizi 36 defa çiğneyin. Bu kadar çiğnersek eğer hem tüm öğütme işlemi ağız ve dişler ile yapılmış oluyor hem de vakit aldığından fazlasını yiyemiyorsunuz. Zaten lokmaları o kadar çiğneyince beyin içinde tokluk hissini yaşıyorsunuz.
Birkaç önemli konuya dikkat edersek eğer kilo dengemizi kolayca koruruz. Lokmaları çok çiğnerken bol bol su içmeye de dikkat edersek eğer hem zayıflayacak hem de cilt güzelliğine sahip olacaksınız.
Her kilo alıp sonra geri o kiloyu vermek için uğraşmak bedenin ritmini bozar ve bölgesel sarmalara neden olur. O nedenle aşırıya kaçmadan beslenmek en idealidir.

Hava Durumu

Ani bir düşüş gösteren hava sıcaklığı ve yağmurlar trafiği felç etti. Yağmura beklemedikleri bir anda yakalananlar ise trafiğin bu durumundan dolayı yollarda beklemek zorunda kaldılar. Özellikle İstanbul bu sıkıntıyı en fazla yaşayan şehir oldu.
Her anlamda en tehlikeli dönemlerdir mevsim değişiklikleri. Bir yaz daha biterken sonbahara alışmak ansızın ıslanmak demekmiş. Her mevsimin kendine özgü güzelliği var ancak mevsimler arası geçiş insanları hasta edebiliyor. Mevsim değişikliklerinde hastalanmamak için dikkat etmemiz gereken birkaç unsur var örneğin;
• Dışarı çıkmadan önce hava durumunu izleyin.
• Yanınızda, üşüdüğünüzde kullanabileceğiniz bir üstlük bulundurun.
• Beden ihtiyacınıza göre vitamin kullanın.
• Doğal dengeyi korumak için de su içmeyi ihmal etmeyin.

Enerjinin Daha Verimli Kullanılması

Enerjinin daha verimli kullanılmasına yönelik olarak toplumun enerji kültürünün ve verimlilik bilincinin geliştirilerek, enerji kayıplarına son vermek adına çalışmalar birçok uygulamalar yapılmıştır.
Ne kadar çalışma, uygulama, duyuru da yapılsa bu olgu bireysel davranışlar ile ya hayat buluyor ya da askıda kalıyor.
Öncelikle Kurum binaları içindeki tüm akkor Flamanlı lambalar tespit edilerek yerine tasarruflu ampullerle(kompakt flüoresan) değiştirilmiştir. Bu tedbir ile ne kadar tasarrufa ettiğimiz malumdur.
Klima kullanılırken pencerelerin kapalı olarak kullanılması gibi uyarılarla daha bilinçli bir tüketim şuuru oluşturulmaya çalışılmaktadır. Konu ile ilgili enerjinin önemi, enerji kaybının maliyet ve sonuçları konusunda bireyler bilgilendirilmektedir.
Her kurum gibi her birey de kendi payına düşen tedbiri almış olsa enerji kaybımız en aza inecektir. Bu şekilde yaşamayı alışkanlık haline getirmekle de gelecek nesil enerjiniz değer ve önemini anlayarak gereken özeni göstererek harcamaya dikkat edecektir.

21.09.2008

Einstain'ı Çıldırtan Kuram Neydi?




Kuantum Kuramı ile ilgili çalışmalarını sürdüren ünlü fizikçi Albert Einstain'in kabullenemediği olayı Yard. Doç Dr. Ercan Yılmaz açıklıyor.

1927 yılında Bohr, Heisenberg ve Pauli ile yaptığı bir dizi tartışmanın da ışığında kuantum kuramının bir derlemesini yaptı ve Brüksel' deki Beşinci Solvay Konferansı'na sundu. Konferansta Einstein de vardı ve Bohr, kuantum mekaniğinin Kopenhag Yorumu denen bu sunuyla Einstein' ı de ikna etmeyi ummuştu. Fakat Einstein ikna olmadı.


Yazının Devamı İçin Tıklayın!

Gökyüzü'nde büyük çarpışma


Olayı, Dünya ile Venüs'ün çarpışmasına benzeten Amerikalı bilim adamları, "Belki de bu gezegenlerde hayat vardı ve birkaç dakika içinde her şey yok oldu" diyor.
Dünya'ya da olur mu?

Bilim adamı Benjamin Zuckerman, "Astronomlar daha önce böyle bir şey
görmemişti. Felakete neden olan gezegen çarpışmalarının, bizimkine benzeyen
gelişkin güneş sistemlerinde de yaşanabileceğini anladık" dedi. Şimdi bilim
adamları "oturmuş" gezegen sistemlerinin çarpışmaya nasıl sürüklendiğini ve bir
gün dünyanın da benzer bir sonla karşılaşma riskini araştırıyorlar.

20.09.2008

Candan Erçetin



Candan Erçetin, zarafeti ile her zaman dikkatimi çeken ve ilgi ile izlediğim bir sanatçıdır. Kendisinin fan club’ını gezdiğimde inanılmaz güzellikte resimlerini ve videolarını izleme fırsatı buldum. Hatta CFC Klip Yarışması Birincisi "Yaşıyorum" şarkısına hazırlanan klibi de izleme imkanı sunuyor. Birinci olan klibin sahibini de kutlarım.

Pakistan'da ölü sayısı gittikçe artıyor.


Pakistan'ın başkenti İslamabad'daki Marriott Oteli'ne yönelik gerçekleştirilen bombalı intihar saldırısında ölü sayısı 40'a yükseldi.
Enkazdan şu zamana kadar 40 ceset çıkarılmış ve ölü sayısının daha da artabileceği açıklanmış. Ölenlerle Rahmet, geride kalanlarına da sabır diliyorum. Bu olaya sebep olanları da kınıyorum. İnsanlığa değer vermeyen her olumsuz davranışı kınıyorum.

19.09.2008

İşte ADSL fiyatları !


Rekabet kalitenin yanında tüketicilere de uygun ücretler olarak yansıyor.

Su tasarrufu


İllerde Su tasarrufu ile ilgili çalışmalar hız kazanmışken ben de bu konunun altını bir kez daha çizmek istedim. Malum küresel ısınma hat safhaya ulaşmışken yarınlarımız için su tüketimine gereken hassasiyeti göstermek zorundayız.

Bazı küçük önlemler ile her bireyin katkısı da düşünülünce aslında küçücük bir idareli davranışla bile ne kadar tasarrufu ettiğimiz ortadadır. Dişerimizi fırçalarken işimiz bitene kadar çeşmeyi açık bırakmamak bile tonlarca su tasarrufuna sebep oluyorsa eğer bu konuda birbirimizi uyarmalı, eğitmeliyiz.

Bu Programı Sakın Yüklemeyin !


Bilgisayar korsanlarının son hedefi kendini güvende hissetmeyen internet kullanıcıların cüzdanları...
Peki bu seferki tuzak ne?
Sanal alemde gün geçmiyor ki yeni bir dolandırıcılık haberi okumayalım. İnternet kullanıcıları bilgisayar korsanlarına karşı çok dikkatli olmalı. Bunun için düşebilecekleri tuzakları bilmesi gerekiyor. Özellikle de internet üzerinden alışveriş yapan meraklıların kredi kartı kullanma zorunluluğu başlarına iş açabiliyor.
Ön araştırma ve sorgulama yapmadan hiç bir programı bilgisayarlarınıza yüklememelisiniz. Yüklenen her programı ise mutlaka virüs taramasından geçirdikten sonra çalıştırmalısınız.

www.etraf.org


Yeni bir site www.etraf.org bu sitede kendi yazmış olduğunuz deneme, şiir ve yazılarınızı paylaşabileceğiniz bir platform var.
Yapacağınız araştırma yazılarını da bu sitede paylaşabilirsiniz.
Yazılarınızın altında yer alacak yorumlar ile kendinizi geliştirirken birçok kişinin de öğrenmesine katkı sağlayacaksınız.
Ben hemen üye oldum ya siz?

Elektrik faturası nasıl iner?


Evdeki her elektrikli eşya için tasarruflu kullanımın bir püf noktası var.
Kullanım esnasında birkaç duruma dikkat edilince tasarruf yapmak çok kolay. Tasarruf yapmak sadece kendi bütçemiz için değil aynı zamanda tükenen enerji kaynaklarımızın idareli kullanılmasına katkı sağlayacaktır. Bu konuda bilinçli tüketiciler olmak zorundayız.

Efendimizin ümmeti için korktuğu 4 şey


Allah Resûlü, asırlar öncesinden "Ümmetim hakkında en çok korktuğum şeyler:

Peygamberimiz, asırlar öncesinden “Ümmetim hakkında en çok
korktuğum şeyler: Göbek bağlamak, çok uyku, tembellik ve yakîn (iman) azlığıdır”
buyurarak şişmanlık tehlikesine dikkatleri çekiyor ve ümmetini
uyarıyor.

AZ YEMEK USTALIK, ÇOK YEMEK HASTALIK

Kur'an ve sünneti çok iyi anlayan ve bunu hayatlarına yansıtıp
çevrelerini nurlandıran mana âleminin sultanları az yemekle alakalı pek çok
altın söz söylemişler. O sözlerden bazıları şunlardır: İlim ve amel, az yemekte,
kalp temizliği az uyumakta, hikmet az konuşmaktadır. Az yemek ustalık, çok yemek
hastalıktır. Çok yiyen çok uyur, herkesten tembel olur. Çok yemek heder, çok
uyumak kederdir. Çok yemek zihni çalıştırmaz, çok uyumak menzile ulaştırmaz. Az
yiyenin kalp gözü körleşmez, açlıkla hastalık birleşmez. Az yemek tembellikten
uzaklaştırır, bilgi kazanmayı kolaylaştırır. Çok yemek, organları çok çalıştırıp
yıpratır, tedavi için doktor aratır. Çok yemek tohumudur her derdin, az yemek
ilacıdır her ferdin. Az ye, az uyu, az söyle, nimete kavuşulur böyle. Az yemek,
meyveli bir ağaçtır, hasta kalplere ilaçtır.

Aslında bunlar hepimizin çok iyi bildiği konular ancak bazen gaflet içinde olup bunların haricinde yaşayabiliyoruz. Bana öyle geliyor ki yeni nesil bu konulardan bizim nesil kadar haberdar değil bunda bizler suçluyuz gibi düşünüyorum.

Müjde; Microsoft para dağıtıyor!


Microsoft Türkiye, “Kesin oku, doğruysa yaşadık...” başlığıyla son günlerde yayılan mesajın, kolaylıkla tahmin edilebileceği gibi tamamen gerçekdışı bir iddia olduğunu açıkladı.
Artık toplu gelen mesajlara hiç güvenilmeyeceğini bir kez daha gördük. Hem de birinci ağızdan bir açıklama ile durum netleşti.
Peki kim çıkarıyor bu yalan haberleri ve toplu mesaj ile ortalığa yayıyor. Asıl bulunması gereken bu kişiler olmalı çünkü hiç boş durmuyorlar.

18.09.2008

Ergenekon'da yeni gözaltı !



Ergenekon Davası kapsamında 7.dalga operasyonu sabah saatlerinde gerçekleşmiş. Operasyon kapsamında Ankara ve İstanbul'da 11 kişi gözaltına alınırken oyunculuğu ile çok takdir ettiğim Nurseli İdiz’in de gözaltına alınmış olması beni çok şaşırttı.

Nurseli İdiz’i eski eşinden boşandığından beri hep takip ederim bir ara alkol sorunu yaşaması beni çok üzmüştü.
Aldığı kiloları verememesi gibi durumlarını üzüntü ile izlemiştim.
Bu son olay ise bende şok etkisi yaptı.

son gelimeler ise şöyle;



İdiz ve Soylu serbest kaldı.Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınarak adliyeye sevk edilen 13 kişiden 8'i tutuklanma istemiyle nöbetçi mahkemeye sevk edilirken, 5'i serbest bırakıldı.

17.09.2008

Google Chrome



Yeni ve daha kapsamlı bir tarayıcıya sahip olmak istiyorsanız eğer mutlaka Google Chrome yüklemelisiniz.

Sultanyar kebapçısı

Konumuz ile ne ilgisi var demeyin!

Öyle güzel bir sitesi var ki kebapları bile solda bırakır derecede o nedenle paylaşmak istedim.

Afiyet olsun.

Yaşam Enerjisi


Enerji her alanda ihtiyaç ama yaşam konusunda ise en büyük ihtiyaç. Zaman zaman tükendiğimizi ya da yorulduğumuzu hissederiz. Yaşadığımız en ufak olaylar bile tahammül sınırlarımızı zorlar, böyle zamanlarda enerjimizi tazeleme ihtiyacı duyarız.

Yaşam Enerjisi Yazıları



Vizyona giren son 6 sinema filmi


















Vizyona giren yeni filmleri izlerken, kimi zaman şaşıracak, kimi zaman heyecanınızı tutmakta zorlanacaksınız....

Tam 47 Yıl Önce İdam Edildi.


Demokrat Parti (DP) Genel Başkan Başdanışmanı Aydın Menderes,
Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Polatkan'ın idamıyla ilgili olarak
''O gün darağacına çekilen milletin iradesi, sevgisi ve ümitleri olmuştur''
dedi.

Aydın Menderes, yaptığı yazılı açıklamada, idamlarının 47.
yılında eski Başbakan Menderes, Dışişleri Bakanı Zorlu ve Maliye Bakanı
Polatkan'ın aziz hatıralarını rahmetle ve minnetle andıklarını belirtti.

Azbuz


Azbuz üyelerini bir dakikada site ve blog sahibi yapan marifetli bir
teknolojidir.
Azbuz izinsizdir. Yayın yapmak için kimseden izin almazsınız,
onay beklemezsiniz.
Azbuz limitsizdir. Kimse size “Limitiniz doldu!” demez.
Azbuz ücretsizdir. Alan adı (domain) ve barındırma (hosting) masrafınız
olmaz.

Her konuda yardımcı olan, öğreten bir site.

e-bergi


ODTÜ Bilgisayar Topluluğu Elektronik Dergisi


Bilgisayar Bilimi Tarihçesi, Çok Kanallılık, Ekran Kartları, Java ile Soket Programlamaya Giriş, Pardus 2008, Ağ Protokolleri, Türkçe Wikipedia, Vikipedi'ye Katkı Sağlamak, SSH Dosya Sistemi, Firefox 3.0, Linux'ta Oyunlar gibi konularda size aydınlatıcı bilgi sunan bir site.

Blog gezintilerim.

Birçok blog var boş zamanlarımda bloglar arasında gezerken beğendiğim blogları da duyurmak ve paylaşmak istiyorum demiştim ya bu da dördüncüsü, bu blogda karikatür sevenlere hitap eden ve birçok karikatüristin yer aldığı bir blogdur.

Baba sayfa :)

Bir Facianın Hikayesi


Okumayı seviyorsanız, okumaya değer bir eser.

Merhaba,

Bir Facianın Hikayesi Cemil Meriç`in artık basılmayacak bir
eseridir. Kitabın basılan ve basılacak olan diğer kitaplara dercedildiği,
edileceği söylenmektedir. Meriç`in mirasının eksiksiz ve aslına uygun olarak
okuruna ulaştırılabilmesi için internetin sunduğu imkanları kullanmak zaruri
hale gelmiştir. Kitabı bilgisayara aktardıktan sonra orjinalinde bulunan imla,
gramer ve tüm baskı, dizgi hataları editörümüz tarafından kitabın aslıyla
karşılaştırılarak yeniden tashih edilmiş, düzeltilmiştir. Editörümüzün
hassasiyeti ve titizliği kitabın yayımlanma sürecini geciktirmiştir. Kitaptaki
hataları düzeltmekten bunalan editörümüz Zülfikar Kürüm`ün kitabı siteye
yüklerken söylediği bir cümle çok anlamlı olduğu için sizlerle paylaşmak
istiyorum: Neyseki ustadın gözleri görmüyormuş. Yoksa kâtiplerin hepsini
kovarmış...

Emeğimizin sadra şifa olmasını ümid ediyor ve
dualarınızı bekliyoruz...

www.CemilMeric.net


Şampiyonlar Ligi'nde Gecenin Golleri


Avrupa Şampiyonlar Ligi grup müsabakaları, bu akşam A, B, C ve D gruplarında oynanan maçlarla başladı.

İşte meraklılarına PSV - Atletico Madrid ve Marsilya - Liverpool maçının golleri ve Romo - Cluj; Panathinaikos - Inter, Chelsea - Bordeaux maçlarının golleri

3D Mekanlar


Görmeyi çok istediğiniz ama gidemediğiniz güzel mekanları sanki oradaymış gibi gösteren bir site.

Bu site içindeki mekanları gezebilmek için yönergeleri takip ediyorsunuz. Bilgisayarınıza kurulum gerektirmeden sadece indirdikten sonra gezmeye başlıyorsunuz. Sesli mekanlar bile var, Hem resimler hem görüntüler inanılmaz güzel. Gezmeye başlayınca içinden çıkmak istemeyeceksiniz.

Radyo Dinlemek İster Misiniz?



Bilgisayar başına oturunca çayım, kahvem ve müziğim de olsun diyenlere bir alternatif radyodur. Üç dj ile canlı yayın yapan bu radyo sizi nette gezinirken istediğiniz parçaları da dinleme imkanı sağlıyor.

Müzik olmadan nette gezinemem diyenlerdenseniz eğer buyurun.

Her Kadın Sesli Düşünür.


Ünlü isimlerin buluşma adresi 2yuz.com
“Ağlayan, kahkahalar atan, aldatan, aldatılan, kavga eden, nefret eden, affeden, etmeyen, ayrılan, barışan, yerlere yapışan, dik duran, duramayan, alıp başını giden, gidemeyen, terk eden, edemeyen, dönen, ama kendinin farkında olan, kendini; kendi isteğiyle kaybeden ama her istediğinde bulan çünkü kendini bıraktığı yeri hep bilen!
Komik biraz...”

Güzel bir site olduğu için paylaşmak istedim sitede ünlüler ile yapılan röportajlar da yer almaktadır. Kadına dair ne varsa bu sitede var.

Söylenmemiş Hiç Bir Şey Kalmasın.


Şiir gibi bir site www.antoloji.com ne zaman duygu seline kapılsam tek adresimdir. Şiirleri yazan şairlerle birebir görüşebileceğiniz ve tüm eserlerine ulaşabileceğiniz harika bir sitedir.

Ben de şiir yazarım ve paylaşmak istiyorum diyorsanız hiç zaman kaybetmeyin. Suyun akışına bırakın kendinizi.

Beyaz Hoca Fox'tan kovuldu.


Fox TV'de Kutsal Yolculuk programında çarpıcı yorumlarıyla dikkat çeken Zekeriya Beyaz'ın programına son verildi. Fox TV, sözleşmeye aykırı hareket ederek Beyaz Hoca'nın İbo Show programına katılmasını gerekçe gösterdi. 'TÜRBAN SAĞLIĞA ZARARLIDIR' DEMİŞTİ.

Doktor hatası hastayı öldürür, Din hocasının hataları ise toplumun dine bakışını söndürür. Zekeriya Beyaz Hoca’da Kur’an’da örtünme yoktur diyerek gelecek nesillerin dinimizi yanlış bilmesine sebep oluyor. Gençler kendileri okuyarak dini öğrenceler böyle hocaları dinlemekten daha evla olacaktır düşüncesindeyim.

Hocanın din ile ilgili açıklamalarını talihsiz ve üzücü bulmaktayım o nedenle de hiç dinlememeyi tercih ediyorum.

Peki siz bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Zanlılar, eğitim CD'si izleyecek


Erzincan Emniyet Müdürlüğü’nü bu olumlu projesinden dolayı yürekten kutluyorum. Bir şekilde nezarete düşmüş olan insanların o süre içinde etkin ve eğitim ile zaman geçirmeleri çok güzel ve olumlu bir düşünce olmuş.

Özellikle gençlerimizin son zamanlarda içinde bulundukları olaylardan dolayı üzüntü duyarken eğitim eksikliğinin bu olaylara sebep olduğunu düşünen Eğitimciler de bu habere çok sevineceklerdir.

Takı Tasarımı Eğitimi




Takı tasarımı konusunda eğitim almak isteyenlerin mutlaka görmesi gereken bir site adresidir. Gerekli duyuruların da bulunduğu bu sitede çok güzel ürün örnekleri de mevcuttur.
Taşların neleri simgelediği ve neler kattığına inanıldığını görmek isterseniz buyurun.
Site içinde takı tasarımı için gerekli olan ipucu ve teknik bilgiler de yer almaktadır.

Blog gezintilerim.


Birçok blog var boş zamanlarımda bloglar arasında gezerken beğendiğim blogları da duyurmak ve paylaşmak istiyorum demiştim ya bu da üçüncüsü, bu blog daha çok teknolojik gelişmeleri konu alan bir blog ve benim de sıklıkla ziyaret ettiğim ve faydalandığım bir blogdur.
Teknolojik gelişleri en hızlı bu blogdan öğrenebilirsiniz.


Buyurun bir bakın.

Bayram tatili 9 gün!


Cemil Çiçek, 3 Ekim cuma günün resmi tatil ilan edildiğini açıkladı. Böylece, Ramazan Bayramı tatili resmen 9 gün olmuş oldu.
Ramazan Bayramı sıla-i Rahim zamanı bu tatil haberini almış olmaktan çok mutlu olanlar olacağını düşünüyorum.

Zorlu Porto Derbisi Maçı Uydudan Veriliyor

Geçtiğimiz sezon harikalar yazan ve şampiyonlar ligini sallayan Fenerbahçe, yeni sezonda da oldukça iddialı. Finallere kalmak istediğini söyleyen Başkan Aziz Yıldırım, ilk maçı almalarını gerektiğini belirtti.
Şamiyonlar Liginde bu akşam FC Porto ile karşılaşacak olan Fenerbahçe'nin kadrosundan en büyük eksiği başarılı golcü Semih... Semih'in yokluğunda takıma henüz katılan Guiza'dan ise beklentiler oldukça yüksek.
Maç uydudan şifreli olarak sunulacak. Star Tv'nin maç başladığı anda şifreli yayına geçeceği karşılaşmayı verdiğimiz şifreleri uydunuza girerek maçı rahatlıkla izleyebilirsiniz...

Star Tv Kanalı İçin:

Biss ID: 0x1FFB ( 6 haneli kod gerekiyorsa biss ID 0x001FFB şeklinde girilmelidir.)

Biss TP: 11794/5632(H) (Birçok modelde bu seçenek sorulmamaktadır.)

Key Değeri: A021230035461400 ( 12 hane gerekiyorsa key: A02123354614 olacak.)

Başarılar Fenerbahçe...

16.09.2008

Şiddet gören kadınlar


Araştırmalara göre, şiddete maruz kalan kadınlar eğitim durumlarına göre sınıflandırıldığında ilk sırada ilkokul mezunları, ikinci sırada lise, üçüncü sırada üniversite, dördüncü sırada da ortaokul mezunları yer alıyormuş...bu sıralamayı orta okul mezunlarının bozması ilginç.

haberin detayı ve ayrıntılarını burdan okuyun

Blog gezintilerim.




Birçok blog var boş zamanlarımda bloglar arasında gezerken beğendiğim blogları da duyurmak ve paylaşmak istiyorum demiştim ya bu da ikincisi, bu blog daha fazla paylaşımı kapsayan bir blog.
Meraklıları çok olacak gibi görünüyor.

Blog gezintilerim.




Birçok blog var boş zamanlarımda bloglar arasında gezerken beğendiğim blogları da duyurmak ve paylaşmak istiyorum.


İşte bunlardan bir tanesi meraklıları için çok çeşitli ve renkli örnekler mevcut. Zamanınız, beceriniz ve isteğiniz varsa buyurun bir bakın derim.









Metallica'dan çarşaflı klip!


Metal müziğin babaları Metallica'nın son klibi Amerika'yı karıştırdı...
Metallica'nın son klibi Amerika'yı karıştırdı... Grubun son albümü Death Magnetic'te bulunan "The day that never comes" şarkısına çekiği 8.25 dakikalık klipte, iki Amerikan askerinin Irak ya da Afganistan'da yaşadıkları anlatılıyor..

Kansere 'kök'ten çözüm!


Onkoloji uzmanları kanseri hep doku hücrelerinin mutasyona uğrayıp tümöre dönüşmesi olarak tanımlıyordu. Ancak The Economist dergisinin kapağına taşıdığı kök hücre keşfi doğrultusunda kanserin artık “kontrolden çıkmış kök hücrenin yol açtığı bir durum” olduğu kabul ediliyor.
Bu ne anlama geliyor? Onca kanser nedeni ile yakınlarımızı hatta en sevdiklerimizi kaybetmişken bundan sonrası için bir umut ışığı anlamına geliyor. Kanser için tedavi olmak mı gerekir yoksa kanser değilmiş gibi gittiği yere kadar devam mı etmeli sorusuna hep cevap arıyordum. Deneyimlerim, yaşamışlıklarım bana şunu gösterdi ki tedavi yerine gittiği yere kadar yaşamak benim tercihimdir.
Bazen sağlıklı olmak adına öyle şeyler yiyoruz ki ya da mahrum kalıyoruz ama sonuç- sebep ilişkisine bakınca anlamını yitiyor gerçek sandıklarımız.

15.09.2008

1 numaralı şifalı çay artık Türkiye'de

Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) şifalı bitkiler arasında ilk sırada yer verdiği kaktüs çayı Türkiye'ye de gelmiş. Bugün gazetesinin yazısında yer alan bu çayın faydaları saymakla bitmiyor.
Merak mı ettiniz?
Buyurun.http://www.muhabirturk.com/news_detail.php?id=9358

Kadınların Teknolojik Dünyası











Süslenmek en çok kadınlara yakışıyor. Bu konuda teknoloji bile duyarsız kalamıyor öyle güzel ve şık tasarımlarla bayanların gönlünü fethediyor ki;
Buyurun.






AKP'li yönetici kaçırıldı.


AK Parti Tunceli Yönetim Kurulu Üyesi Ali Aşkın, PKK'lı teröristlerce kaçırıldı.


PKK'nın adam kaçırmaya yönelik eylemlerine yeniden başlamış. Bu tür üzücü haberlerle içinde bulunduğumuz Ramazan ayında tüm dualarımız bu tür çirkin olayların son bulmasıdır.
Olayın detaylarını merak ediyorsanız buyurun.


http://www.muhabirturk.com/news_detail.php?id=9410

2008-2009 Eğitim Öğretim Yılı başlarken...





2008-2009 Eğitim Öğretim Yılı başlarken Okullarda hummalı bir çalışma yürütülüyor buna bir örnek; Bayburt merkeze bağlı Nişantaşı Köyü..
Köyün Öğretmeni Ali Kemal Ardıç buraya 2002 yılının eylül ayında ilk atama olarak gelmiş ve o günden beri burada görev yapmaya devam ediyor.
Geldikten sonra yaptığı çalışmalar ;*Hayırsever kişilerden toplanan paralarda okulun, anasınıfının ve 2 lojmanın kalorifer tesisatlarının döşenmesi, jeneratör bağlanarak güvenliğinin sağlanması,(maliyeti 9500 YTL) bu maliyet karşılanırken öğrenci velilerinin hiçbirinden en ufak bir destek alınmamıştır, kendi şifai girişimleriyle bu parayı toplamıştır.*
2006-2007 eğitim sezonuyla yaptığı girişimleriyle milli eğitime okula anasınıfı ve lojman yaptırdı ve anasınıfı şubesi 2 yıldır 18 öğrencisiyle hizmete devam etmektedir. *Okul lojmanının ve okulun her yıl temizlenerek boyalarının kendimiz tarafından yapılması ve eksiklerinin giderilmesi*
Okula Londra’dan kırtasiye malzemesi, tarayıcı-fotokopi, yazıcı ve öğrenciler için giyecek malzemesi alması,* Fotokopi makinesi, 3 adet bilgisayar (gerisi gelecek söz alındı) , 3000 watt lık ufo, 2 adet yazıcı, 2 bilgisayar masası, öğrenciler için masa tenisi takımı ve ekim ayı başında projeksiyon cihazının kazandırılması(sözü alındı),*her yıl tüm öğrencilerin kırtasiye malzemeleri, önlükleri çantaları ve tüm ihtiyaçlarının hayırsever kişiler tarafından telafi edilerek dağıttırması
Dershaneye gidemeyecek durumdaki öğrenciler için para toplanarak dershaneye yazdırılması ( yazılan öğrenciler Araklı Anadolu Öğretmen Lisesini kazandı ve bu sezonda yazılan öğrenciden de aynı ya da daha üstün başarı bekleniyor)okula 500 kitaplık bir kütüphane kurulmasıanasınıfı öğrencileri için Kanada’dan bir büyük koli oyuncak getirtilmesi.
Bakanlığın interneti bağlatmadan önce internetle telefon hattının çekilmesi ve kullanılması.
Özel bir şirketten temizlik malzemesi alınarak fazla malzemenin 7 köy okuluna da dağıtılması.Fakir öğrencilere şahıslardan ayakkabı giysi ve diğer ihtiyaçların karşılanması için yardımda bulunulması.
Sınıf tahtalarının klasik tebeşirli tahtaların yerine beyaz tahtaların alınarak kullanılmaya başlanması Okulun tüm birimlerinin günlük haftalık ve aylık temizliklerinin yapılarak güzel bir görünümde tutulması.
Okul panoları onur köşeleri yeni mevzuata uygun bir hale getirildi yangın tüpü alınarak yangın köşesi düzenlendi ve sağlık dolabı eczane ve hastanelerden alınan malzemelerle hazır bir halde tutuldu.
Öğrenciler için değişik kurum ve kişilerden test kitapları kaynak kitaplar vs. alınarak dağıtıldı. Okula vergi numarası alınarak okul aile birliği hesabı açıldı.
Okul tabelası İstanbul’dan ışıklı mevzuata uygun olarak eskisiyle değiştirildi. Okulun kurumaya yüz tutan kavakları kesilerek parası okulun ihtiyaçlarında kullanıldı ve gelecek yılların odunları hazırlandı. Okulun websitesi hazırlandı.

En eğlenceli okul sitesini görmek isterseniz buyurun.

http://www.nisantasiilkogretim.com/

Hoş Geldiniz

Etrafımızda neler oluyor diyorsanız ilk uğrak yeriniz burası çünkü en güncel haberlere anında ulaşacaksınız....

SkillPod.com - Columns Game